Muğla’nın Datça ilçesi açıklarında 6.0 büyüklüğünde meydana gelen deprem, Ege Bölgesi’nde hem halkta hem de bilim dünyasında ciddi endişelere neden oldu. Depremin ardından yapılan değerlendirmeler, yalnızca bu sarsıntıya değil, aynı zamanda bölgenin giderek genişleyen bir deprem risk alanı olduğuna da dikkat çekiyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, 17 Mayıs 2025 saat 01.51’de yaşanan depremin merkez üssü Datça açıkları olarak belirlendi. Deprem yerin 80 kilometre derinliğinde meydana geldi ve çevre illerde de hissedildi. Muğla Valisi İdris Akbıyık, şu ana kadar herhangi bir can veya mal kaybı yaşanmadığını açıkladı. Ancak sismologlar, bu depremin daha büyük tehlikelerin habercisi olabileceği konusunda uyarıyor.
“Ege Deprem Kümesi” Tehlike Yayıyor
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden emekli sismolog Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, bölgeyi “Ege Deprem Kümesi” olarak tanımladı. Son yüzyılda Uşak Fay Bloğu üzerinde 5 defa 6 ila 7 büyüklüğünde depremler meydana geldiğini vurgulayan Bektaş, bu sistemin tehlikeli bir genişleme eğilimi gösterdiğini belirtti.
“Bu küme batıda İzmir ve Manisa, doğuda Afyon ve Isparta, kuzeyde Kütahya ve güneyde Muğla’ya kadar genişleme potansiyeline sahip. Özellikle yakın dönemde yaşanan Girit depremi bu yayılımı daha da hızlandırmış olabilir,” dedi Bektaş.
8.5 Büyüklüğünde Depremler Olursa Şaşırmayın
Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Süleyman Pampal da bölgenin büyük tehlike barındırdığı görüşünde. Afrika ve Avrasya levhalarının birleşim noktasında yer alan Ege Denizi'nin tarih boyunca çok sayıda yıkıcı depreme sahne olduğunu hatırlatan Pampal, şu uyarılarda bulundu:
“Bu bölgede geçmişte 8 ila 8.5 büyüklüğünde depremler meydana geldi. Dolayısıyla benzer büyüklükteki bir deprem yaşanırsa bu sürpriz olmaz. Ayrıca, sarsıntının deniz altında meydana gelmesi tsunami riskini de beraberinde getiriyor. Datça, Bodrum ve Fethiye gibi kıyı kentlerimiz bu açıdan oldukça savunmasız.”
Helen Yayı ve Uluslararası Uyarılar
Depremin uluslararası boyutu da göz ardı edilmiyor. Yunanistan Depremle Mücadele Kurumu (OASP) Başkanı Prof. Dr. Efthymios Lekkas, sarsıntının Helen Yayı olarak bilinen ve Afrika ile Avrupa levhalarının çarpışma bölgesi olan hatta gerçekleştiğine dikkat çekti.
Lekkas, bu tür depremlerin sismik olarak oldukça derin olduğunu ve genellikle güçlü artçılar üretmediğini belirterek, büyük bir artçı sarsıntı beklenmediğini ifade etti. Ancak, Helen Yayı boyunca yaşanabilecek gelecekteki büyük depremler konusunda Yunanistan ve Türkiye’nin birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Prof. Dr. Ahmet Ercan: "7.2 ve Üzeri Depremler Mümkün"
Jeofizik uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan ise depremin çok daha büyük bir kırılmanın öncüsü olabileceği uyarısında bulundu. Depremin 80 km derinlikte gerçekleştiğini belirten Ercan, bu durumun Afrika levhasının Anadolu altına doğru yaklaşık 10 milyon yıldır 800 kilometrelik bir dalma hareketiyle ilerlemesinden kaynaklandığını söyledi.
“Bu bölge, 7.2 ya da daha büyük depremler üretebilecek kapasitededir. Ayrıca, deniz tabanında oluşabilecek ani kırılmalar geçmişte olduğu gibi süpürtü (tsunami) dalgalarına neden olabilir. Bölge kıyılarında ciddi tsunami riski vardır.”
Sonuç: Ege Deprem Tehdidine Karşı Hazırlık Şart
Uzmanların ortak görüşü, Ege Bölgesi'nin jeolojik olarak büyük bir tehlike barındırdığı ve bu tehlikenin zamanla daha geniş bir alana yayılmakta olduğu yönünde. Bu nedenle hem merkezi hem yerel yönetimlerin acil eylem planlarını gözden geçirmesi, yapı stoğunun güçlendirilmesi ve halkın farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor.
Deprem her an olabilir. Ancak yıkıcı etkilerinden korunmak için hazırlıklı olmak, bilgili olmak ve bilim insanlarının uyarılarını dikkate almak şart.