TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna, İstanbul'da kısa süre önce meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem üzerinden yaptığı açıklamalarda, afetlere karşı alınması gereken gerçek önlemlere dikkat çekti. “Ne yazık ki ülkece hala nerede, ne zaman olacak tartışmalarına takılıyoruz. Oysa konuşmamız gereken hazırlıksızlık ve denetimsizliktir,” diyen Suna, özellikle İstanbul’daki yapı stokunun büyük risk altında olduğunu vurguladı.
36 Yıllık Kongrede Beton ve Dayanıklılık Ön Planda
Suna’nın açıklamaları, Atatürk Üniversitesi Nene Hatun Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 11. Ulusal Beton Kongresi'nin açılış oturumunda geldi. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nın İstanbul ve Erzurum şubeleri tarafından organize edilen kongre, bu yıl “21’inci Yüzyılda Beton” temasıyla düzenleniyor. Etkinlik, sektör profesyonelleri ve akademisyenleri bir araya getirerek, yeni nesil beton teknolojileri, yapay zekâ destekli kalite kontrol sistemleri ve sürdürülebilir yapı malzemeleri gibi konuları tartışmaya açtı.
“En Kritik Malzeme: Beton”
Nusret Suna, betonun yapı güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, "Hazır betonun dayanıklılığı, niteliği ve kullanım bilinci ülke güvenliğimizin bir parçasıdır," dedi. Marmara depremlerinin ardından elde edilen acı tecrübelerin, beton kalitesinin ne denli yaşamsal olduğunu gösterdiğini söyleyen Suna, bu alanda denetimlerin hala yetersiz olduğunu da ekledi.
İstanbul İçin Sert Uyarı: “Tartışma Yanlış Yerde”
İstanbul’da kısa süre önce meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından yapılan tartışmaların odağının yanlış olduğuna dikkat çeken Suna, şu ifadeleri kullandı:
“Ne yazık ki kamuoyundaki tartışmalar, hâlâ ‘nerede, ne zaman, kaç büyüklüğünde olacak’ gibi sorular etrafında dönüyor. Oysa deprem, bu coğrafyada kaçınılmazdır. Asıl mesele, biz bu gerçeğe ne kadar hazırız?”
“Her Depremde Aynı Sonuçlar: Bu Bir Tesadüf Değil”
Suna, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan depremlerden örnekler vererek, yapı stoğunun hâlâ büyük ölçüde sağlıksızolduğuna dikkat çekti. “İzmir ve Elazığ depremleri, büyüklüğü görece düşük olsa da ağır kayıplar verdiğimiz olaylardır. Bu da yapı kalitesi ve denetimsizlik sorunlarının bir sonucudur,” dedi.
Kentsel Dönüşüm Uyarısı: “Yeniyi de Aynı Hatalarla Yapmayın”
Riskli yapıların dönüşümünün elzem olduğunu belirten Suna, yeni yapılan binalarda da aynı yapısal sorunların tekrar edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Yalnızca yıkmak değil, doğru teknikle yeniden inşa etmek gerekir,” uyarısında bulundu.
“Adil Yargılama Olmazsa Sorumlular Cesaretlenir”
Kahramanmaraş depremleri sonrasında açılan davalar üzerinden hukuk sürecine de değinen Suna, adil yargılamanın hayati önem taşıdığını ifade etti. Özellikle bazı meslek gruplarının hedef gösterilmesinden rahatsızlık duyduklarını belirten Suna şunları söyledi:
“Gerçek sorumlular cezalandırılmadan ülke olarak aynı acıları yaşamaya devam edeceğiz. Ancak yürütülen soruşturmalarda bazı meslektaşlarımız adeta peşinen suçlu ilan edilmiştir. Masumiyet karinesi ihlal ediliyor.”
Sonuç: “Deprem Değil, Denetimsizlik Öldürür”
Nusret Suna’nın sözleri, sadece mühendislik ve inşaat sektörü değil, toplumun tüm kesimleri için hayati bir uyarı niteliğinde. Deprem kuşağında bulunan Türkiye’de, yapı güvenliği artık sadece teknik bir konu değil, doğrudan yaşam hakkıyla ilgili bir mesele.
İstanbul başta olmak üzere tüm kentlerin, olası büyük depremlere karşı bilimsel, denetimli ve planlı bir şekilde hazırlanması gerektiği bir kez daha açıkça ortaya konmuş oldu.