reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem AKP'nin Sessiz İsyanı: Eski Bakanlardan ve Vekillerden Erdoğan'a Sert Hukuk Eleştirisi

AKP'nin Sessiz İsyanı: Eski Bakanlardan ve Vekillerden Erdoğan'a Sert Hukuk Eleştirisi

Adalet, demokrasi ve hukuk devleti çağrısı bu kez iktidarın eski ağır toplarından geldi.

MUHABİR: Haber Merkezi

Adalet, demokrasi ve hukuk devleti çağrısı bu kez iktidarın eski ağır toplarından geldi. Aralarında AKP'nin kurucu isimlerinin de yer aldığı eski bakanlar, milletvekilleri, hukukçular ve akademisyenlerden oluşan 19 kişilik grup, Türkiye’de yargı bağımsızlığının ve kuvvetler ayrılığının tamamen ortadan kalktığına dikkat çeken çarpıcı bir bildiri yayımladı. "Adalet Çağrısı" başlığıyla kamuoyuna sunulan açıklama, yalnızca mevcut uygulamalara eleştiri sunmakla kalmadı; aynı zamanda bir hukuk manifestosu niteliği taşıyan öneriler de içerdi.

"Hukuk Devleti Askıya Alındı"

Bildirinin en dikkat çeken vurgularından biri, Türkiye’de 2017 Anayasa değişikliği sonrasında yürütme erkinde yaşanan aşırı merkezileşme ve kuvvetler ayrılığının ortadan kalkması oldu. İmzacıların ifadesine göre, "Yasama ve yargı, fiilen yürütmenin kontrolü altına girmiştir." Bu durumun demokrasi açısından ciddi bir beka sorunu yarattığı ifade edilerek, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyulmamasının bir hukuk devleti için kabul edilemez olduğu belirtildi.

Sistematik Hukuk İhlalleri Eleştirildi

Metinde, uzun tutukluluk süreleri, "gizli tanık" beyanları, "iltisak ve irtibat" gibi belirsiz kavramlarla yürütülen soruşturmalar ve KHK ile yaratılan keyfi uygulamalar, açık bir hukuk ihlali olarak tanımlandı. Yargının, siyasi hesaplaşma aracı haline geldiğine dair tespitlerde bulunuldu. Bu tür uygulamaların yalnızca bireysel özgürlükleri değil, toplumsal huzuru ve devletin itibarı da zedelediği vurgulandı.

Kayyım Atamaları ve Mal Varlığına El Koymalar Anayasaya Aykırı
Bildiride, kayyım atamalarının ve mahkeme kararı olmaksızın mal varlıklarına el konulmasının hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi. Bu tür uygulamaların, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma gibi temel insan haklarını doğrudan ihlal ettiği ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle çeliştiği belirtildi.

Adaletin Olmadığı Yerde Özgürlük Olamaz

Bildiriye imza atanlar, "Devletin varlık sebebi, vatandaşlarına korkudan arındırılmış güvenli bir yaşam sağlamaktır" diyerek, mevcut siyasi iradenin yargıyı bir baskı aracına dönüştürdüğünü ileri sürdü. Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı güvence altına alınmadan, devlet kurumları arasında sağlıklı bir işleyişin mümkün olmadığına dikkat çekildi.

Köklü Reform Çağrısı: Öncelik Kuvvetler Ayrılığı

Metin, sadece tespitlerle değil, çözüm önerileriyle de dikkat çekiyor. En başta yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak üzere kapsamlı bir reform yapılması gerektiği ifade ediliyor. Yüksek yargı kurumlarının yeniden yapılandırılması, hukuk eğitiminin nitelikli hale getirilmesi ve kuvvetler ayrılığına gerçeklik kazandırılması öneriliyor. Bu reformlar yapılmadan, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olamayacağı dile getiriliyor.

"İfade Özgürlüğü Korku Ortamında Yaşatılmaz"

İfade özgürlüğünün sınırlandırıldığı, medya üzerinde kurulan baskının toplumsal çoğulculuğu yok ettiği uyarısı da bildirinin dikkat çeken unsurlarından biri. "Çoklukta birliğin bizi güçlendireceği açıktır" ifadeleriyle, farklı seslerin susturulmasının birliğe değil, kutuplaşmaya yol açtığı mesajı verildi.

İmzacıların Mesajı: "Devletin Gücü Hukukla Sınırlanmalı"

"Devlet güç kullanır. Ama bu güç hukukla sınırlandırılmadığında keyfilik kaçınılmaz olur" denilen bildiride, yargının insanların son sığınağı olduğu hatırlatıldı. Bu nedenle yargının siyasetten arındırılması, yürütmenin vesayetinden kurtarılması gerektiği vurgulandı.

Kimler İmzaladı?

Bildiriye imza atan 19 ismin çoğu, AK Parti'nin ilk dönemlerinde görev yapmış, bazıları ise farklı dönemlerde merkez sağ ya da merkez sol siyaset içinde etkin olmuş isimlerden oluşuyor. Aralarında eski bakanlar, milletvekilleri, yüksek yargı üyeleri ve akademisyenlerin bulunduğu isimler şöyle:

Hüseyin Çelik (Eski Milli Eğitim Bakanı)

Ertuğrul Günay (Eski Kültür ve Turizm Bakanı)

Haşim Kılıç (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)

Müslim Doğan (Eski Kalkınma Bakanı)

Hakan Tartan (Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)

Bahattin Yücel (Eski Turizm Bakanı)

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)

Abdullah Erdoğmuş, Beyhan Aslan, Haluk Özdalga, Sırrı Özbek, Nesrin Nas, Suat Kınıklıoğlu (Eski Milletvekilleri)

Ali Rıza Çoban (Hukukçu)

Doğu Erbil (Sosyolog)

Erdal Türkkan, Mehmet Altan (İktisatçılar)

Figen Çalıkuşu (Yazar)

Helün Fırat (İşletmeci)

Bu bildiri, Türkiye siyasetinde uzun süredir görülmemiş bir "iç muhalefet" çıkışı olarak yorumlanıyor. İktidar partisinin kurucu kadrolarından gelen bu adalet çağrısının kamuoyunda nasıl bir karşılık bulacağı ve siyasi dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...