Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Tayyar, yaşanan gelişmeleri sadece birer münferit olay olarak değerlendirmenin büyük bir hata olacağını vurguladı. Anma törenlerinin toplumda yarattığı travmaya dikkat çeken Tayyar, “Bu tür görüntüler devam ederse siyasette yeniden ‘Habur’ etkisi oluşur” ifadelerini kullandı.
“Devletin Onuru, Teröre Hoşgörüyle Korunmaz”
Tayyar, PKK’nın kurucu kadrosuna yönelik Ankara Tuzluçayır ve Tunceli’de gerçekleştirilen anma törenlerinin, terör örgütünün devlete meydan okuma çabası olduğunu belirterek, bu tür faaliyetlerin toplumsal hassasiyetleri kaşıdığını ifade etti. Tayyar’ın açıklamasında şu ifadeler dikkat çekti:
“Devlet temsilcileri, elbette terörle mücadelede diplomatik kanalları kullanabilir, temaslar yürütebilir. Ancak hiç kimseye devlete posta koyma imtiyazı tanınamaz. PKK ve onun siyasi uzantıları henüz silah bırakmamışken, bu şekilde toplumun sinir uçlarıyla oynamaya devam ederse, bunun faturası sadece siyasete değil, ülkenin birlik ve bütünlüğüne de olur.”
“Habur’un Travması Hâlâ Hafızalarda”
2009 yılında Habur sınır kapısında yaşanan ve PKK’lıların törenlerle karşılandığı süreci hatırlatan Tayyar, benzer bir algının yeniden oluşmaması için hassasiyet çağrısında bulundu. O dönem yaşananların Türkiye siyasetine ve güvenlik politikalarına ağır maliyetler yüklediğini söyleyen Tayyar, “Habur etkisini unutmadık, unutmamalıyız” dedi.
“Vali Tekbıyıkoğlu’nun Gözyaşları Sıradan Değil”
Ankara Tuzluçayır’daki anma programına dair sert tepkiler gelirken, Şamil Tayyar Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu’nun yaşadığı duygusal anları da gündeme taşıdı. Tekbıyıkoğlu’nun gözyaşlarının, sadece kişisel bir duygusallık olmadığını, arkasında milyonların vicdanını taşıdığını belirten Tayyar, şunları kaydetti:
“Vali’nin gözyaşlarını sadece bir bürokratın hassasiyeti gibi okumayın. Bu, milletin ortak hafızasında biriken acıların, sabrın ve sükûnetin sembolüdür. Ciddiye alınmalıdır.”
“Kayyım Politikaları Gözden Geçirilmeli”
Tayyar, açıklamasının devamında terörle mücadelede stratejik yaklaşımın önemine değindi. Özellikle kayyım politikalarına yönelik değerlendirmesi dikkat çekti. Tayyar, kesinleşmiş yargı kararı olmadan yapılan kayyım atamalarının halk nezdinde meşruiyet tartışmalarına neden olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Eğer sürece gerçekten katkı sunulmak isteniyorsa, kayyım politikası daha özenli yürütülmeli. Yargı kararı olmaksızın alınan idari kararlar, halkın iradesiyle çeliştiğinde terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürer. Bir tarafta milletin meşru iradesi, diğer tarafta terörün kanlı gölgesi vardır. Bunları birbirine karıştırmak en büyük hatadır.”
“Terörsüz Bir Türkiye Ortak Hedef Olmalı”
Tayyar açıklamasını, “Terörsüz bir Türkiye, ortak hedefimiz olmalı. Devletimizin ve milletimizin onurunu zedeleyecek hiçbir adımın görmezden gelinmemesi gerekir” sözleriyle tamamladı. Sert ama çözüm odaklı bir duruş sergileyen Tayyar, hem iktidara hem de kamuoyuna önemli mesajlar verdi.