reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Ekonomi Ticari Kredi Faizleri Neden Düşmüyor? KTO Başkanı Bankalara Seslendi

Ticari Kredi Faizleri Neden Düşmüyor? KTO Başkanı Bankalara Seslendi

Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, bankaların mevduat faizlerindeki hızlı düşüşe rağmen ticari kredi faizlerinde aynı oranda indirim yapmamasına sert tepki gösterdi. Gülsoy, "Bankalar ticari kredi faizlerini düşürmek için ne bekliyor?" diye sordu.

KAYNAK: İHA

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, bankaların mevduat faizlerine indirimleri yansıttıklarını ama ticari kredi faizlerine aynı oranda indirmediklerini söyleyerek,

"Bankalar ticari kredi faizlerini düşürmek için ne bekliyorlar"

dedi.

KTO’da Mart ayı Meclis ve Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, ekonomik değerlendirmelerde bulunarak,

"Dünya sisteminde hiç kimsenin beklemediği ve tahmin edemeyeceği bir hızda; insanları çok şaşırtan önemli gelişmeler yaşanıyor. Küresel dengelerde adeta bir alt üst oluşa hep birlikte tanıklık ediyoruz. Dahası sürecin nereye varacağı, ne tür yeni yapıların ortaya çıkacağı tam bir muamma. ABD’de yaklaşık 2 ay önce başkanlık görevine başlayan Trump’ın politikaları artan oranda küresel eğilimleri etkilemeye başladı. Trump’ın belirsizlikleri arttıran ve bu anlamda riskleri de yükselten hamleleri ön plana çıkıyor. Önümüzdeki aylarda bu belirsizlik ve buna bağlı olarak özellikle finansal dalgalanmanın devam etmesini beklemek çokta yanlış olmayacak. Hiç kuşkusuz bu önemli gelişmeler ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. Gidişat çok hızlı ve sarsıcı. Örneğin en büyük ticaret partnerimiz Avrupa Birliği’nde de çok önemli gelişmeler yaşanıyor. AB bölgesi ekonomilerindeki sistematik tıkanma, artan gelir eşitsizliği ve ciddi boyutlara ulaşan göç sorunu bölgede aşırı milliyetçilik yanlısı siyasi akımların yükselişini, siyasi istikrarsızlık risklerini de beraberinde getiriyor.
Dünya ekonomisinde değişen dengeler, küresel ticaret savaşlarının etkisiyle yeni bir dönüşüm sürecine girdi. ABD ve Çin arasındaki ticaret politikaları, enerji maliyetlerindeki artış ve iklim değişikliği gibi küresel krizler, ülke ekonomimizi de doğrudan etkiliyor. Türkiye ekonomisi baktığımızda ise küresel ekonomideki belirsizlikler, dalgalanmalar ve zorlu ekonomik şartlara rağmen ülkemiz büyümesini belli bir çizgide sürdürüyor, üretim kapasitesini artırıyor ve dış pazarlardaki gücünü ihracat artışıyla pekiştiriyor. Kısaca büyüme rakamlarımızdan da bahsedecek olursam; 2024 yılında gerçekleşen yüzde 3.2’lik büyüme, beklentilerle uyumlu şekilde gerçekleşti"

dedi.

"Sanayinin rekabet gücünde yaşadığı zorluk, büyüme rakamlarında da net bir şekilde görülüyor"

Gülsoy,

"Genel olarak hizmet sektörü ortalamanın üzerinde büyüme rakamlarıyla karşımıza çıkıyor. En güçlü artışlardan biriside inşaat sektöründe %9.3 oranıyla geldiğini görüyoruz. Özellikle deprem bölgesindeki inşaat ve altyapı faaliyetlerinin bu yükselişe önemli bir katkı sağladığını görmekteyiz. Pandemi sonrası toparlanma sürecinde 2021’de yüzde 11’in üzerinde, 2022 ve 2023’te ise yüzde 5’in üzerinde büyüme kaydetmiştik.
Böylesine sıkı bir para politikasının uygulandığı bir dönemde, yaşadığımız dezenflasyon sürecine kıyasla elde edilen büyümeyi başarı olarak değerlendiriyoruz. Fiyat istikrarını sağlamak ve üretim odaklı bir ekonomi politikası benimsemek öncelikli hedef olmalıdır. Bu büyümenin kalıcı ve sürdürülebilir hale gelmesi için ekonominin temel dinamiklerini güçlendirecek adımlara ihtiyaç var. Enflasyonla mücadelede daha etkin ve uzun vadeli politikalar geliştirilmeli, yatırıma ihtiyaç duyan iş insanları için finansmana erişim kolaylaştırılmalı, döviz kurundaki gidişat öngörülebilir olmalı, en azından enflasyona eş seviyelere çekilmeli ve yatırım ortamının daha cazip hale getirilmesine yönelik de reformlar yapılmalıdır. Çünkü Türk iş dünyası olarak bir yanda enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve artan maliyetler gibi iç ekonomik faktörlerle mücadele ederken, diğer yanda küresel ticaret dengeleri, jeopolitik gelişmeler ve yapay zekanın öncülük ettiği dijital dönüşümle şekillenen rekabet ortamına uyum sağlamak zorundayız. Gelecek kendi yenilikleriyle birlikte gelecek. Enflasyonun kalıcı düşmesine imkân sağlayacak, uzun vadeli üretim kapasitesini artıracak adımların atılması bu yüzden de çok önemli. Para politikası bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır ve kamu tasarruflarını da kapsayan destekleyici tüm tedbirler etkin bir şekilde devreye alınmalıdır"

diye konuştu.

"Bankalar ticari kredi faizlerini düşürmek için ne bekliyorlar"

Başkan Gülsoy, bankaların mevduat faizlerine indirimleri yansıttıklarını ama ticari kredi faizlerine aynı oranda indirmediklerini söyleyerek,

"Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda ise piyasalarda faizlerdeki indirimin devam edeceği yönünde güçlü bir beklenti oluşmuştu. Nitekim Merkez Bankamız politika faizini 250 baz puan indirerek, 42,5 seviyesine çekti. Merkez Bankası politika faizi 3 ayda 7,5 puan inmiş oldu. Bankalar mevduat faizlerine bu indirimleri anında yansıtıyor. Ancak, ticari kredi faizleri aynı oranda inmiyor. Bankalar ticari kredi faizlerini düşürmek için ne bekliyorlar? Bu indirimi öncelikli olarak KOBİ kredi faizlerine yansıtmalarını, üretime, yatırıma ve istihdama destek olmalarını bekliyoruz. Ticari kredi büyümesine getirilen sınırlamalar da ekonomide maliyetleri artırıp, arzı kısıtlayarak enflasyonist baskı oluşturuyor. Öncelikle KOBİ kredilerinden başlayarak ticari kredilere ilişkin büyüme kısıtlarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Bizim için en önemli şey fiyat istikrarı. Fiyat istikrarı için her türlü fedakarlıklara katkı vermeliyiz. Bizler önümüzün açık olduğuna inanıyoruz. Risk iştahı hala güçlü duruyor. Finans sektörü ile reel sektör birbirinden ayrılmaz parça. Bu sebeple finans sektörünün atacağı adımları uzun vadede düşünerek atması gerekiyor. Piyasaların hareketlenmesi, yatırım, üretim, istihdam ve ihracatın artması için sürekli dile getirdiğimiz üzere uzun vadeli finans kaynaklarına erişmemiz gerekiyor"

ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...