Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
12°
sivas360 Eğitim Uzmandan Okul Şiddeti Uyarısı: Oyunlar Saldırıyı Tetikliyor

Uzmandan Okul Şiddeti Uyarısı: Oyunlar Saldırıyı Tetikliyor

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okul saldırılarında faillerin şiddet içerikli oyun karakterlerini taklit ettiğini belirterek erken önlem çağrısı yaptı.

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okul saldırılarında faillerin şiddet içerikli oyun karakterlerini taklit ettiğini belirterek erken önlem çağrısı yaptı.

KAYNAK: İHA
MUHABİR: Haber Merkezi
Uzmandan Okul Şiddeti Uyarısı: Oyunlar Saldırıyı Tetikliyor

Dijital Oyunlar ve Okul Şiddeti Arasındaki Bağlantı

Eğitim kurumlarında son dönemde tırmanışa geçen şiddet vakaları, kamuoyunda derin kaygılara yol açarken konunun uzmanları kriminolojik ve psikososyal etkenlere dikkat çekiyor. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş; çocuk suçluluğu, adli sosyal hizmet ve çocuk istismarı alanındaki saha birikimiyle okullarda yaşanan silahlı hadiseleri bilimsel açıdan ele aldı. Prof. Dr. Gönültaş, eğitim yuvalarının kaygı verici vakalarla değil eğitimle anılması gerektiğini belirterek Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Manisa örneklerinde görüldüğü üzere şiddetin hem karşı tarafa zarar verme hem de fark edilme aracı kılındığını vurguladı.

Saldırgan çocukların sergilediği fiziksel davranış modellerinin dijital mecralarla doğrudan örtüştüğüne işaret eden Prof. Dr. Gönültaş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Okullarda özellikle bu tarz şiddet vakalarının meydana gelmesi gerçekten çok üzücü. Özellikle çocukların eğitim ve öğretim mekanları buralar. Böylesi yerlerin daha çok eğitim ve öğretimle ön plana çıkması gerekirken bu tarz vakaların fazla olması hem çocukları hem ebeveynleri hem de toplumu ciddi şekilde üzebiliyor ve kaygılandırabiliyor. Bu dönemlerde yaşadığımız hem de geçen dönemde yaşadığımız vakalarda; Kahramanmaraş'taki, Şanlıurfa'daki, Manisa'daki olaylarda ve birkaç gün önce meydana gelen olaylarda gördüğümüz şey, maalesef şiddetin bir araç olarak kullanılması. Silahın kullanımının ve suçun temelinde de şiddet var. Şiddetin kullanımında iki türlü durum söz konusu olabiliyor. Ya karşı tarafa zarar vermek ya da dikkat çekmek-fark edilmek. Bunların her ikisini de okullarda meydana gelen vakalarda görebiliyoruz. Manisa'daki olaya baktığımızda benim gözüme çarpan önemli bir nokta oldu. Çocuğun okula gelişine ve kaçış şekline baktığımızda elinde silahla hareket etmesi, özellikle şiddet içerikli oyunlardaki bazı karakterleri andırıyordu. Elindeki silahı tutuş şekli ve kaçış biçimi, piyasada bilinen şiddet içerikli oyunlardaki karakterlerin hareketlerine çok benziyor. Demek ki bu çocukların özellikle bu tarz eylemlerdeki davranış biçimlerini, şiddeti uygulama şekillerini bu tür içeriklerden öğrendiklerini tahmin edebiliyoruz."

Bireysel Silahlanma ve Mekan Seçiminin Kriminolojisi

Şiddet eğiliminin fiiliyata dönüşmesindeki en kritik etkenlerden birinin ateşli silahlara kontrolsüz erişim olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gönültaş, özellikle aile içi ortamların risk yarattığını belirtti. Çocukların silaha ulaşmasının eylemi tetiklediğini kaydeden uzman isim, aileleri silahları çocukların erişemeyeceği biçimde saklamaya çağırdı. Kriminolojik açıdan mekan tercihinin rastlantısal olmadığını söyleyen Gönültaş, faillerin günlük yaşam rutinlerinin geçtiği ve kaçış yollarını çok iyi bildikleri mekanları seçtiklerini, gençlerin de gün boyu aşina oldukları yerlerin başında okul geldiğini ifade etti.

Prof. Dr. Gönültaş, okullardaki şiddet dinamiklerini ve faillerin psikososyal profillerini şu sözlerle açıkladı:

"Buradaki önemli faktörlerden bir tanesi de çocuğun bulunduğu ortamlarda, özellikle aile ve ev ortamında silaha ulaşmasının kolay olması. Bu en tehlikeli durumlardan biri. Kahramanmaraş'taki vakada bunu gördük. Ebeveynlerin burada çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bu tür araçların mümkün olduğunca kullanılmaması, kullanım amacı neyse ona uygun şekilde ve çocukların ulaşamayacağı biçimde saklanması gerekiyor. Çocuk ve gençler böyle bir şekilde motive olurlarsa eylemlerinde silaha ulaşmalarının kolay olması süreci hızlandırabiliyor. Failler rutinlerinin geçtiği, bildikleri, aşina oldukları ve etkileşim içerisinde oldukları yerlerde eylemlerini gerçekleştirmek isterler. Çünkü buralar bildikleri yerlerdir. Nasıl geleceğini, nasıl kaçacağını, nerede ne yapacağını bilir. Gençlerin gün içerisinde en fazla zaman geçirdiği ve rutinlerinin bulunduğu yerlerden biri de okullardır. Dolayısıyla bu tarz vakaları okul ortamında gerçekleştirme ihtimalleri artabiliyor."

Antisosyal Davranışlar ve Akran Zorbalığı Riski

Saldırı potansiyeli taşıyan bireylerde belirgin uyarı işaretlerinin bulunduğunu hatırlatan Gönültaş; otoriteye karşı çıkma, disiplin kurallarını çiğneme, yalan söyleme, madde kullanımı, akran zorbalığı ve aile içi şiddete tanıklık gibi faktörlerin antisosyal eğilimleri beslediğini kaydetti. Çocuğun okul ortamından kopması durumunda vicdani muhasebe mekanizmasının zayıfladığını vurgulayan kriminolog, empati yoksunluğu ile geçmişte kötü muameleye uğramış olmanın da süreci hızlandırdığını bildirdi.

Sosyal medyanın ve akran baskısının oluşturduğu psikolojik zemini aktaran Prof. Dr. Gönültaş, önleyici yaklaşımların önemine şu ifadelerle değindi:

"Sosyal medya ve dijitalleşmeyle birlikte çocuklar dijital mecralarda çok daha fazla zaman geçiriyor. Burada karşılaştıkları içeriklerde şiddetin ve şiddet sonrası mağdurların yaşadıklarının yeterince sorgulanmaması, şiddeti kolaylaştıran ve şiddet uygulandığında ortaya çıkabilecek vicdani rahatsızlığın üstesinden gelmeyi öğreten içeriklere maruz kalmaları da bu durumları artırabiliyor. Çocuğun duygusal ve psikososyal gelişimine baktığımızda empati yeteneğinin gelişmemiş olması, empatiden yoksunluk ve duygusal anlamda bazı ihtiyaçlarını karşılayamaması da önemli. Bu tarz vakalara yönelen çocukların geçmişte kendilerinin de çeşitli şekillerde mağdur olduklarını, özellikle aile içerisinde veya başka ortamlarda kötü muameleye maruz kaldıklarını görüyoruz. Okullardaki akran zorbalığı problemi de burada çok önemli. Silahlı şiddet olaylarına karışan çocuklarda ayrıca eylemi gerçekleştirmeden önce hem ailelerine hem de çevrelerine karşı tehdit mesajları verdikleri de görülüyor. Bu sinyalleri fark edip müdahale edebilecek daha önleyici, psikososyal, koruyucu ve destekleyici mekanizmalara ihtiyaç var."

Okullarda Güvenlik ve Anonim İhbar Mekanizmaları

Geçtiğimiz yıl TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu bünyesinde de uzman görüşlerini paylaşan Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okulların yalnızca tek boyutlu eğitim kurumları olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tıpkı havalimanlarındaki çok yönlü işleyiş gibi okulların da mentörlük, rehberlik, psikososyal destek ve güvenlik birimlerinin koordineli çalıştığı çok paydaşlı merkezlere dönüşmesini önerdi. Yurt dışı uygulamalarında başarılı sonuçlar veren gizli bildirim ağlarının kurulmasının altını çizen Gönültaş, medya yapımlarındaki şiddet tasvirlerinin suçu normalleştirmesine karşı topyekun koruyucu tedbirlerin devreye sokulması çağrısında bulundu:

"Okul içerisinde özellikle risk taşıyan çocukları tespit edip onların korunmasını sağlamak, davranışlarının daha ciddi riskli durumlara dönüşmesini engellemek, psikososyal odaklı yaklaşımlar geliştirmek, birebir mentörlük ve rehberlik yapmak, çocukları takip etmek ve ebeveynlerle birlikte çalışmak gerekiyor. Yurt dışında yapılan çalışmalarda okul içerisinde anonim ihbar mekanizmalarının oluşturulduğunu görüyoruz. Bir çocuk başka bir çocuğun bu tarz eğilimleri olduğunu fark ettiğinde, duyduğunda veya sosyal medya paylaşımlarında gördüğünde, ismini belirtmeden durumu bildirebiliyor. Bu ihbarlara yalnızca güvenlikçi bir anlayışla değil, psikososyal açıdan yaklaşılması ve olayın önlenmesine yönelik çalışma yürütülmesi gerekiyor. Özellikle mahrem konuların ve şiddet içeriklerinin bazı programlarda veya filmlerde bu kadar rahat konuşulması da çocukların bunları normal bir şeymiş gibi algılamasına neden olabiliyor. Bundan daha tehlikeli olan ise işlenen suçun ve şiddetin ardından ortaya çıkması gereken vicdani rahatsızlığın üstesinden gelmeyi öğrenmek. Bu nedenle çocukların şiddeti normalleştirmesini önleyecek, empati ve sosyalizasyonlarını güçlendirecek mekanizmalara ihtiyaç var."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız