Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Davasında İlk Duruşma
Burdur Devlet Hastanesi'nde diyaliz ünitesine kazan dairesinden antifrizli su karışması neticesinde 1 yurttaşın yaşamını yitirdiği ve 33 hastanın ağır sağlık sorunları yaşadığı trajik olaya ilişkin adli süreç resmen başladı. Burdur 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk celseye tutuksuz yargılanan dört sanık, taraf vekilleri, mağdurlar ve vefat eden hastaların yakınları iştirak etti. Hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme ve yaralama" suçlamasıyla hapis cezası talep ediliyor.
Duruşma salonunda savunmasını gerçekleştiren makine yüksek mühendisi G.A.S., hastanenin inşaat sürecinden önce tesisat projelerini kuralına uygun şekilde hazırladığını, ancak imalat evresinde projenin dışına çıkıldığını savundu. Tesisattaki plan değişikliklerinin facianın önünü açtığını öne süren sanık şu ifadeleri kullandı:
"İlk hazırladığım proje aynen uygulansaydı bu olay meydana gelmezdi."
Yüklenici firmanın projede izinsiz tasarruflarda bulunduğunu ileri süren mühendis, kusurunun bulunmadığını belirterek beraatini talep etti.
Sanık Teknik Personelin Savunmaları Mahkemeye Sunuldu
Dava kapsamında yargılanan diğer personeller de duruşmada söz alarak olay gününe dair detayları aktardı. Mahkemede dinlenen makine mühendisi Y.A., skandalın patlak verdiği tarihte hastanede farklı bir teknik inceleme nedeniyle bulunduğunu, durumun kendisine telefonla bildirilmesi üzerine hadiseden haberdar olduğunu kaydetti.
Olay günü görev başında olan elektrik teknisyeni İ.S. ise sistemdeki arızanın hemen sonrasında proje mühendisi Y.A.'yı arayarak durumu aktardığını ve teknik süreci takip ettiğini beyan etti. Olaydan bir önceki gece vardiyasında görevli olan teknisyen M.C. ise kendi nöbeti boyunca sistemde herhangi bir teknik aksaklığın kayıtlara geçmediğini, yaşanan zehirlenme vakalarını iki gün sonra öğrendiğini dile getirdi.

Mağdur Salih İldeniz Şahin Dehşet Anlarını Anlattı
Diyaliz tedavisi esnasında vücuduna kimyasal madde karışan ve ölümden dönen mağdurların beyanları duruşmaya damga vurdu. 25 Mayıs 2024 tarihindeki rutin seansın ardından fenalaşan Salih İldeniz Şahin, yaşadığı fiziki tahribatı ve tedavi sürecini heyete aktardı. Şahin, adliye çıkışında yaptığı açıklamada sürecin vahametini şu sözlerle paylaştı:
"Olay günü sabah diyalize gitmiştim. 4 saat diyaliz aldım. Diyalizden çıkar çıkmaz zaten kendimde bir tuhaflık hissettim, sarhoşluk hali gibiydi. Biraz uyuşuk gibiydim. Eve gittiğimde uyuşukluk hali iyice arttı. Normalde diyaliz sonrası olmam gerekenden çok daha farklıydım. Normalde çok halsiz, bitkin ve tüm gün hareket edemeyecek hale gelirdim. Ama o gün çok fazla enerjim vardı, çok tuhaf bir haldeydim vücut olarak. Sonrasında diyalizden beni aradılar, tüm hastaların toplandığını ve sağlıksal bir sıkıntı olduğunu söylediler. Ben de beklemeyip kendi imkanlarımla hastaneye geri gittim. Acile yatırıldım direkt. Acilden sonrasını çok hatırlamıyorum. 11 gün yoğun bakımda yattım ve bunun 8 günü entübeydim. Sonrasında gelişen sıkıntılar dolayısıyla 6 ay da yürüyemedim. Bu olayın bana en büyük etkisi de zaten yürüyememek oldu. Aynı şekilde o aralar evlenecektim. Evliliğim aksadı. Şikayetim aynı şekilde devam ediyor. Hem tüm sanıklardan hem de adı geçen ve henüz adı geçmeyen tüm yetkili kişilerden şikayetçiyim. Bu olayın yaşanmasında ihmali olan herkesten şikayetçiyim."
Mahkeme Heyeti Duruşmayı İleri Bir Tarihe Erteledi
Duruşmada söz alan maktul yakınlarından Adnan Turgut da babasının bahse konu kimyasal maruziyet sonrasında yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, faciada sorumluluğu bulunan kamu ve şirket yetkililerinin en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.
Tarafların beyanlarını ve avukatların taleplerini dinleyen mahkeme heyeti, hastane tesisatına ilişkin teknik bilirkişi raporlarının beklenmesi, ilgili resmi kurumlarla yazışmaların tamamlanması ve dosyadaki usul eksikliklerinin giderilmesi gerekçesiyle duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olayla ilgili adli süreç genişletilerek devam ediyor.