Akıl tutulunca

author

YALÇIN KARATEPE

2021.10.22 07:00

Dün Merkez Bankası faiz kararı bize bir kere daha göstermiştir ama iktidarın idareli realite ile bağı ayrıntılarıyla kopmuştur. Faizlerin 200 puan indirilerek %16 seviyesine çekilmesine dayanak oluşturacak hiçbir data bulunmamaktadır. Buna rağmen indirime gidilmiş olması, açıklanması muhtemel olmayan bir durumdur. Bilhassa mantıklı davranıştan hareketle analiz yapanlar, dün açıklanan faiz indirim kararı karşısında içine düştükleri hayret verici durumu anlayamamaktadır. Fakat kabahat onlarda; hala bu ülkede, ender de olsa, bir takım kararların rasyonel bir biçimde alınacağına yönelik inançlarını nasıl koruyabiliyorlar anlayamıyorum. Ast derhal “acaba bizim kaçırdığımız bir şey mi var” diyerek açıklama metnine de bakmışlardır. Belki burada inandırıcı bir bahane sunulmuş olabilir.

Lakin metin de tutarsızlıklarla dolu. Örneğin “enflasyonda kalıcı düşüşe dikkat çekici eden enerjik göstergeler oluşana… değin” diyen cümlenin devamında “tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır” ifadesi yer alıyor. Bir taraftan enflasyonun düştüğünü görmüyoruz derken, bir de faiz indirimine giden MB’nin temel görevi hala “fiyat istikrarı” olarak tanımlanıyor. Demek ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ faiz sebep, enflasyon sonuçtur teorisi” MB’de karşılık bulmuş, onlar da enflasyonun fakat faiz indirimi ile sağlanabileceğine “inanmışlar.” Doğrusu bu da bize gösteriyor fakat MB de MB olmayı şimdiden bırakmış. “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” isminde kastedilen “hükümetlerin değil halkın çıkarlarını gözeterek karar alan banka” imasının artık bir karşılığı veya anlamı yoktur. Bloomberg’in faiz kararına ilişkin haberi duyururken kullandığı başlığı buraya bırakalım: “Erdoğan’ın Merkez Bankası.”
Faiz indirimi kararının açıklanması ile birlikte dolar 9,50’yi, avro 11 lirayı geçerken, borsa da çakıldı. Lakin garip bir biçimde piyasada oluşan faizler arttı; 10 yıllık Define tahvil faizi %20,40 yükseldi. Faiz indirerek faizleri artırmayı başaran bir para politikamız olduğunu da görmüş olduk. Lakin zaten kayda değer olan amaç yok mi? Netice kimin umurunda.

Tamamlanmış, her şey burada kalsa “idare ederiz” de burada kalmayacak ancak! Hani şu sık duyduğunuz “bu kış şiddet geçecek” ifadesi bile önümüzdeki idareli süreci tasvir etmek için epeyce iyimser bir açıklama olarak kalacak. Enerji fiyatlarındaki artışı derhal göreceğiz, öteki fiyatlar ise aşamalı olarak artacaktır.

Fakirlik derinleşiyor

Zaten hali hazırda epeyce yoksullaşmış olan geniş ırk kesimleri, bu faiz kararının ardındaki gelişen kurlar ve çabuk aratacak enflasyon ile daha pozitif fakirleşecek. En esas ihtiyaçların bile karşılanması mevcut kazanç seviyesi ile baskı olacak. Acaba diyorum, istedikleri de bu mu? Hani “rekabetçi kur” dedikleri şey ile emekçilerin daha fazla yoksullaşması, bekledikleri sonucu verir diye mi düşünüyorlar. Umulan, dolar bazında en düşük aidat seviyesi Çin’in uyguladığı en az ücretin %21 daha düşük seviyede bulunuyor. Eğer hedefledikleri bu ise, yoksullukta yarışan bir ülke olmayı “rekabetçi fayda” olarak gören bir iktidara sahibiz demektir. Derhal Çinliler bizimle nasıl “rekabet” edeceklerini kara kara düşünsünler.

Erken tercih yok demektir

çoğu kez erken seçime gidilme olasılığı konuşuluyor. Dünkü faiz kararı peşinde yükselen kurlar ve diğer veriler bize gösteriyor ancak yakın zamanda bir seçim olmayacak. Hiçbir iktidar yoksulluğun bu değin derinleştiği bir dönemde seçime gitgide artarak vatandaşa “nasıl, sayemizde daha iyi misiniz” anlamına gelecek soruyu soramaz. Çünkü bu sorunun yanıtını biliyordur. Sahiden imkânları olsa seçimleri daha ileri bir tarihe de olmak isterler fakat bu imkânları değil. Eninde sonunda vatandaş son sözü söyleyecek: bizi yoksullaştırdınız!

Yorum yapın

Geçici Mail yks pdf indir